Giriş
Dünyadaki tüm devrimler birbirini etkilemiştir (Zedong, 1975: 314Zedong, M. (1975). Selected Works of Mao Tse-tung Volume: 1, Beijing: Foreign Languages Press, 1975.). Bu etkileşim aynı zamanda Türk devrimi ile Çin devrimi arasında da olmuştur. Türk devriminin başarısı ezilen tüm uluslar için umut kaynağı ve bir model oluşturmuştur. Özellikle 1911 Çin devriminin kadroları ve Çin Komünist Partisi’nin erken dönem kadroları Türk Devrimi’ne karşı ilgi duymuşlardır (Demircan & Zhangxu, 2023Demircan, N. & Zhangxu, Y. (2023). An analysis on Cai Hesen’s Türkiye writings. Belt & Road Initiative Quarterly, 4(4), 46-66.; Akalın, 2023Akalın, C. (2023). Dünyayı Sarsan Türk Devrimi. BRIQ Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi, 4(4), 06-27.). Bu ilginin altında emperyalizme karşı Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi’yle ekonomik ve siyasi tam bağımsızlığın kazanılması yatmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’un işgale uğramasının ardından Ankara, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinde yeni bir merkez olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra Ankara, Türkiye’nin başkenti olmuştur.
Japonya 7 Temmuz 1937’de Çin’in tamamını işgal etmeye yönelmiş ve Çin’de Japon saldırganlığına karşı topyekûn bir direniş patlak vermiştir. Çin-Japon Savaşı kısa sürede sona erdirilemeyince, Milliyetçi Hükümet uzun vadeli bir direniş savaşına hazırlanma gerçeğini kabul etmiş ve savaş stratejilerini yeniden düzenlemek zorunda kalmıştır. 20 Kasım 1937’de Lin Sen ve heyeti Hankou’ya gelmiş ve Milliyetçi Hükümetin Başkanı olarak “Milliyetçi Hükümetin Chongqing’e Taşınması Deklarasyonu”nu yayınlayarak başkentin Chongqing’e taşındığını duyurmuştur. 1 Aralık 1937’de Ulusal Hükümet resmi olarak Chongqing’de faaliyet göstermeye başlamıştır.
İkinci Çin-Japon Savaşı sırasında Japon emperyalizmine karşı direnen Çinliler, başkent Nanjing’in düşüşü sonrası başkentin Chongqing’e taşınması ile İstanbul’un işgali sonrası Türkiye’nin başkentini Ankara’ya taşıması arasında bir analoji kurmuştur. Bu konuda 1937 ile 1939 yılları arasında Çin’in çeşitli gazetelerinde “Chongqing Bizim Ankara’mız!”2, “Çin’in Ankara’sı”3, “Çin’in Ankara’sının panoramik görünümü”⁴, “Çin’in Ankara’sına İyi Dilekler”⁵, “Sichuan Çin’in Ankara’sıdır”⁶, “Çin’in Ankara’sı Tartışılıyor”⁷ ve “Yunnan Çin’in Ankara’sıdır”⁸ başlıklı makaleler yazılmıştır. Geçici başkent Chongqing’in “Çin’in Ankara’sı” olarak değerlendirilmesi Çinlilerin gözünde Ankara’yı bir sembol haline dönüşmüştür.
Guomindang hükümetinin 21 Kasım 1937’de başkenti Chongqing’e taşındığını ilan etmesinden sadece iki hafta sonra 4 Aralık 1937’de Birleşik İnceleme ( 统一评论 ) dergisinin editörü Yun Fu “Chongqing Bizim Ankara’mız!” başlıklı yazısını kaleme almıştır. Bu açıdan hükümet yetkililerinin Chongqing’e akın akın geldiği bir dönemde yazarın Kurtuluş Savaşı yıllarının Ankara’sına benzeterek ifade ettiği duygular ve zafere olan inancı güçlüdür. Yazar Chongqing’in coğrafi ve stratejik konumuyla Ankara’nın şartlarını kıyaslamıştır. Chongqing’in Ankara gibi düşmanın ulaşması için zor bir şehir, korunması ve ulaşım açısından ise kolay bir şehir olduğunu vurgulamıştır (Fu, 1937Yun Fu, (December 4, 1937). “重庆: 我们的安哥拉 (Chongqing: Our Ankara)”, 统一评论周报 (Tongyi Pinglun Zhoubao) [Unified Review Weekly], Cilt 4, No. 23 (1937), pp. 1-4.; Kalkan & Fidan, 2023Kalkan Ç. M. & Fidan G. (01 Nov 2023): Ankara in Chinese Imagination: Turkish Capital and Its Influence on ‘Temporary Capital’ Chongqing, The International History Review).
Çinlilerin Chongqing’in başkent olmasını Ankara ile özdeştirmelerinin altında iki sebep bulunmaktadır. İlk olarak Çin’in ilericilerinin Türk devrimine karşı duydukları ilginin bir sempatiye dönüşmesidir. İkinci olarak Türkiye’nin Çin’in zor zamanında yanlarında durmasıdır. 16 Mayıs 1935 ’de Çin’in Türkiye’de ilk elçiliğini açması ikili ilişkilerin gelişmesinde oldukça olumlu rol oynamıştır. Ardından Çin’de savaş koşullarına rağmen Türkiye’nin Chongqing’te bir elçilik binası açmış ve Türkiye’nin orta elçisi Emin Ali Sipahi 21 Aralık 1939’da Chongqing’e gelmiş ve itimatnamesini sunarak görevine başlamıştır (BCA, 1940BCA. (February 20, 1940). Fon 30-10-0-0, Yer no: 257-728-15.; TDA, 1939Turkish Diplomatic Archive (TDA). (December,1939)ç Fon: 515-7484 Yer no: 43178-3 Emin Ali Sipahi`nin itimatname takdimi sunumunda.; Hong Kong Herald 1939Hong Kong Herald. (December 28, 1939) Turkish Minister to China Presents his Credentials, pp.3.). Türkiye’nin ekonomik sorunlar nedeniyle 1931 yılında kapanan diplomatik temsilciliği 8 yıl aradan sonra orta elçilik seviyesine yükseltilerek yeniden açılmıştır.
Birleşik İnceleme ( 统一评论 )⁹
Birleşik İnceleme, Kasım 1935’te Chengdu’da kurulan ve Kasım 1939’da yayın hayatına son verilen Zhang Yunfu’nun ( 张云伏 ) editörlüğünü yaptığı ve Birleşik İnceleme Yayıncılık (United Review Press) tarafından yayınlanan bir siyasi dergiydi. Çin o dönemde siyasi kaos içinde farklı bölgesel yönetimlere ayrılmış durumdaydı (CNBKSY, 2024CNBKSY (2024). Kaynak metnin kaynakça bölümünde bu atıf için ayrı bir tam künye verilmemiştir.). Haftalık Birleşik İnceleme, savaş ağaları arasında ve siyasi olarak bölünmüş Çin’i tekrardan birleştirme misyonunu benimsemişti. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı sırasında tüm kesimleri emperyalizme karşı birleştirme siyasetiyle paraleldir.
Sun Yat-sen’in Üç Halk İlkesini savunan dergide güncel olaylar, siyasi ve ekonomik durumlar, sınır sorunları hakkındaki raporların yanı sıra eski figürler ve olaylarla ilgili akademik araştırmalar yayınlanmıştır. Haftalık olarak yayınlanan dergide Sınır Sorunları, Akademik Araştırma, Güncel Olaylar Yorumu, Kısa Yorum, Gençlik Forumu, Konferans Tiyatrosu, Dünya Haftası, Doğu Ölçeği, Batı Pençesi, Görüş Koleksiyonu, Gençlik Köşesi vb. köşeler yer almaktaydı (CNBKSY, 2024CNBKSY (2024). Kaynak metnin kaynakça bölümünde bu atıf için ayrı bir tam künye verilmemiştir.).
Dergide yayınlanan başlıca makaleler arasında “Japon emperyalizminin saldırganlığıyla nasıl başa çıkılır?”, “Çin’in ihtiyaç duyduğu siyasi sistem”, “Han Hanedanlığının sonu ve Wei Hanedanlığının başında Liaodong’daki Gongsun klanı”, “Uluslararası ekonomik mücadele ve Çin devrimi”, “Akdeniz’de İngiltere, Fransa ve İtalya’nın siyasi coğrafyası”, “Kırsal kesimin canlanması ve kooperatif hareketi”, “Sınır sorunları: Songpan üzerine bir inceleme”, “Psikolojik bir ulusal savunma nasıl inşa edilir”, “Dünya kültürleri ve Çin kültürü”, “Sichuan Kırsal Yapı Enstitüsü’nün geçmişi, bugünü ve geleceği” ve “Sichuan Kırsal İnşaat Akademisi’nin Dünü, Bugünü ve Geleceği” ve “Japon Yenileşme Hareketi” gibi makaleler yer almaktadır.
4 Aralık 1937’de Yun Fu’nun Haftalık Birleşik İnceleme’de yazdığı “Chongqing Bizim Ankara’mız” başlıklı yazısının tam çeviri metnini sizlerle paylaşıyoruz. Ankara10, Asya Türkiye’si olarak da bilinen Küçük Asya’da orta büyüklükte bir şehirdir. I. Dünya Savaşı11 sırasında Türkiye, İtilaf devletleri tarafından yenilgiye uğratılmış ve 1918 yılında bir ateşkes anlaşmasına varılmıştır. İtilaf devletleri Türkiye’yi parçalamış ve İstanbul12 (Osmanlı) hükümetini boyun eğdirme şartlarını kabul etmeye zorlamıştır ve Hükümet de geleceği düşünmeden anlık rahatlık amacıyla İtilaf Devletleriyle işbirliği yapmıştır. O dönemde Jön Türkler hala büyük bir potansiyele sahipti.
Ünlü kıdemli General Mustafa Kemal13 Ankara’da görev yapıyordu ve Türkiye’yi yeniden canlandırmak amacıyla bir askere alma duyurusu yayınladı. Yüce ideallere sahip insanlar her taraftan cevap verdiler ve Ankara’da toplandılar. Ankara, Türk ulusal canlanmasının üssü haline geldi. Ortaya çıkan bu güç Jön Türkleri dönüştürdü (reforme etti), Türk Milliyetçi Partisi’ni kurdu1⁴ ve Mustafa Kemal’i lider olarak seçti.
1919’da İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan kuvvetleri Türk başkentine saldırdı, İstanbul düştü ve Sultan bir kukla haline geldi. İstanbul hükümeti düşmanla işbirliği yapan kukla bir hükümetti, bu nedenle Ankara aslında yeni Türkiye’nin başkenti oldu. Az sayıda asker ve yetersiz silahlarla Mustafa Kemal yaklaşık üç yıl boyunca Ankara’da mahsur kaldı. Sonunda şehir kuşatma altına alındı. Ancak, boyun eğmeyen yüreği ve birlik ruhu sayesinde Yunan ordusunu yendi ve kurtuldu. Sonuç olarak İngiltere, Fransa ve İtalya Türkiye ile barış yapmaya geldi. Yeni Türkiye ancak üç yıl Ankara’da sıkışıp kaldıktan sonra yeni bir cumhuriyet kurdu ve “Yakın Doğu’nun Hasta Adamı” çirkin adını ve yüz yıldan fazla süren ulusal aşağılanmayı temizledi. Bu nedenle Ankara tüm dünyada meşhur oldu ve Türk halkı bunu asla unutmayacak. Başkent Ankara’ya taşınmasaydı, bugün Türkiye diye bir şey olmazdı.
Ankara, kuzeyinde dağlar ve çorak ovalar bulunan Küçük Asya’nın ortasında yer almaktadır. Doğudan batıya demiryolu ulaşımı vardır, ancak her yöne bağlantısı iyi değildir. M. Kemal burayı ulusu yeniden canlandırmak için bir üs olarak seçmiştir. Çünkü ulaşım açısından elverişsizdir ve düşman tehditlerinden kolayca kaçınabilir. Aynı zamanda merkezde yer aldığı için Türkiye’nin geri kalanını kontrol edebilir. Buradaki insanlar sade bir kalbe, devrimci bir tarza sahiptir ve ulusu yeniden canlandırmak gibi zorlu bir işi üstlenebilirler. Ankara gibi ücra bir taşrada devrim uğruna bu kadar çok insanın öleceğini kim bilebilirdi? Ankara uzak bir iç bölgede yer aldığı için güvenli bir yerdir. Türk merkezi hükümetinin burada kurulması, Ankara’nın var olacağı ve Türk devletinin var olacağı anlamına gelir. Dolayısıyla Türkiye uzun vadeli savaş planını gerçekleştirebildi ve nihai zafer hedefine ulaşabildi.
Chongqing Bizim Ankara’mız 重庆: 我们的安哥拉 统一评论周报 Yun Fu, (1937)
Milliyetçi Hükümetimiz 21 Kasım’da başkenti Chongqing’e taşıyacağını açıklamıştır. Başkentin taşınmasının amacı Milliyetçi Hükümetin Deklarasyonunda açıkça belirtilmiştir: (1) Düşmanın bizi baskı altında imzalanan bir antlaşmayı imzalamaya zorlama hayalini kırmak için başkenti güvenli bir yere taşımak; (2) Çin’in savaşa uzun süre direnme kararlılığını göstermek için başkenti batı Çin’e taşımak; (3) Direniş savaşının nihai zaferini sağlamak için başkentin güvenliğini kullanmak.
Bugünün Japon işgalcileri tıpkı Türkiye’ye saldıran Yunanlılar gibidir ve Türkler uzun süreli bir direniş savaşı yapmak için başkentlerini taşıdılar. Tıpkı üç yıl boyunca Ankara’da kuşatma altında kaldıkları gibi, Ankara’yı korumak Türk devriminin başarısını kanıtlayabilecek ve düşmanı yenebilecekti. Chongqing neden Japon korsanlara karşı zaferimizi kanıtlayamadı ve nihai zafer hedefine ulaşamadı? Bu nedenle Chongqing bizim Ankara’mız oldu.
Ancak, Chongqing Ankara olmak için gerekli niteliklere sahip mi? Benim cevabım evet. Konum açısından Chongqing dağların arasında yer alıyor ve Sichuan’ı çevreleyen dağlar ve nehirler doğal engeller. Ulaşım açısından doğuda Yangtze Nehri var ve ulaşım rahat ve hızlı. Güneyde Hunan ve Guizhou’ya ulaşabilen ve daha sonra denize ulaşana kadar Yunnan, Guangxi ve Guangdong’a bağlanabilen bir otoyol vardır.
Hunan-Guizhou-Sichuan-Guizhou-Chongqing-Chengdu demiryolu tamamlandığında demiryolu taşımacılığının merkezi haline gelecektir. Batıda Chengdu’ya ve doğrudan Shaanxi ve Gansu’ya bağlanmaktadır. Otoyol tamamlanmıştır ve askeri ulaşım elverişlidir. Ürünler açısından Sichuan verimli bir topraktır. Her şeyi üretir ve geliştirildiği takdirde sınırsız rezervlere sahiptir. Özellikle gıda konusunda kesinlikle endişe edilecek bir durum yok. Dahası, Sichuan’ı elde tutmak kolay ama saldırmak zordur. Yüksek bir konuma sahiptir ve iyi konumlandırılmıştır. Doğudan, güneyden, kuzeyden üç yönde ilerleyebilir ve ardından Orta Ovaları geri alabilir. Japon düşmanın morali düştüğünde, askerlerimizin dinçliği asla durdurulamayacaktır. Sichuan halkı çevik, maceracı ve dürüsttür ve her zaman çok sayıda devrim şehidi vermiştir. Duvarın güneybatı yarısından bahsetmiyorum bile, Sichuan’ın sadece bir köşesi güçlü korsanlara direnebilen bir ülkeye eşdeğerdir. Üstelik savaşın geleceği asla bu noktaya gelmeyecektir. Dolayısıyla çeşitli koşullar açısından Chongqing Ankara’dan daha iyidir. Ankara, Türk ulusunun canlanmasının temeli olabilir ve Chongqing kesinlikle Çin ulusunun canlanmasının son üssüdür.
Ancak Ankara, Türk ulusunun canlanması için nihai üs haline gelebilir. Arazisi, ulaşımı, ürünleri, görevleri vs. sadece başarısını belirleyen mutlak koşullar değildir. Aynı zamanda, Mustafa Kemal’in siyaseti, Türkiye’nin düşmana karşı zaferinin anasıdır; bu da Ankara hükümetinin düşmana direnmek ve siyasi yenilik yapmak için gücü birleştirme cesaretidir. Her ne kadar Chongqing Ankara ile kıyaslansa da, eğer gelecekteki Milliyetçi Hükümet saldırganlığa karşı direnmek için birlik gücünü pekiştirmeye, reform politikalarını uygulamaya ve savaş karşıtı güçleri ruhen beslemeye aktif olarak katılmazsa, Chongqing yine Chongqing olacaktır ve Çin’in Ankara’sı olarak adlandırılamayabilir.
Ankara’daki Türk hükümetinin, saldırganlığa karşı koymak için güçlerini birleştirme yöntemi, Millet Meclisini toplamak ve halkın gerçek iradesini göstermek için Milliyetçi Partinin tek parti yönetimini belirlemekti. Bununla birlikte, Millet Meclisi aynı zamanda tek parti diktatörlüğü ilkesini de belirledi, yani her kesim kendi savunuculuğundan kesinlikle vazgeçecekti ve birleşik eylemi sağlamak için Milliyetçi Parti’den emir aldı. Gök kubbe altındaki her şey tek bir yöneticiye boyun eğdiğinden, Milliyetçi Parti diktatörlüğünün ilkeleri belirsiz olsaydı, Millet Meclisi anlaşmazlıklarla dolacak ve çeşitli kesimlerin anlaşmazlıklarının mezbahası haline gelecekti. Dolayısıyla Ankara hükümetinin rejimi gerçekten de askeri yönetime dayanıyordu ama aynı zamanda demokratik duruşunu da unutmamıştı. Sadece o dönemdeki Millet Meclisi’ne bakacak olursak, kesinlikle Türk Milliyetçi Partisi’nin liderliği altındaydı ve Kemal’e lider olarak kesinlikle saygı duyuyordu, bu da o dönemde savaş karşıtı birliğin sağlamlaştığını gösteriyordu.
İkinci olarak, siyasi reform açısından da Ankara hükümeti devrimci sınırlarına ulaşabilir. Monarşiyi kaldırmakta, din ve siyaset arasındaki ilişkiyi iptal etmekte, sosyal ve ekonomik sistemde reform yapmakta tereddüt etmediler. Dolayısıyla Ankara hükümeti sadece Türk ulusunu yeniden canlandıran milliyetçi bir grup değil, aynı zamanda Türk sosyal devriminin de lideriydi. Türkiye’yi yeni bir tarihsel aşamaya taşıyacağı ve tüm Türklerin yeni yaşamları için çaba göstermelerini sağlayacağı kesindir. Eğer hedeflerine ulaşamazlarsa, asla durmayacaklardır. Yani Ankara hükümetinin kendine has bir şekli ve ruhu vardır. Her ikisi de Türk ulusal canlanma hareketinin zaferini belirler.
Milliyetçi hükümet Chongqing’e taşındı ve ulaşım, arazi, kaynaklar ve insan gücü açısından, uzun vadeli direniş savaşını destekleme ihtiyaçlarını karşılayan resmi koşullar zaten tamamlanmıştı. Nihai zaferin manevi koşullarını elde etmek için Milliyetçi hükümetin hızla çok çalışacağını umuyoruz. Birliğin ve gücün pekiştirilmesi açısından, Milliyetçi hükümetin Japon karşıtı güçleri zayıflatan tüm komploları ortadan kaldıracağını umuyoruz.
Guomindang’ın kendisi halkın siyasi bir partisidir ve rehberlik ettiği hükümet herhangi bir zorbalık yapmamıştır. Bir partinin yönetimini zayıflatan veya hükümeti halka itaat etmemekle suçlayan herhangi bir söz veya eylemin var olmasına izin vermemeliyiz. Guomindang Çin ulusuna ihanet etmediği ve Milliyetçi hükümet Japon işgalcilerle işbirliği yapmadığı sürece, mevcut siyasi iktidar desteklenmelidir. Çin halkının onun varlığına ve Japonya’ya karşı savaştaki liderliğine karşı çıkmayacağını iddia etmeye cüret ediyorum. Bununla birlikte, siyaseti tazeleme açısından, Milliyetçi hükümetin halkla birlikte yeniden başlayabileceğini ve bu başkentin taşınması sırasında çektikleri acıları hafifletmenin yollarını bulabileceğini umuyoruz. Dört yüz milyon Çinli oybirliğiyle düşmana karşı direnmekte, Guomindang’ı ve Milliyetçi hükümeti desteklemektedir. Ülkenin her türlü meşru talebi ve Japonya’ya karşı savaşın her türlü meşru ihtiyacı için bedel ödemeye hazırdırlar. Dahası, biraz manevi acı ve maddi kayıp ancak bu meşru sınırların ötesine geçen taleplerle elde edilebilir. Pek çok vatandaş cevap verememekte, çıkış yolu bulamamakta ve Halkın Üç İlkesinin siyasi yönetimi altında sürekli olarak uçurumun kenarında bulunmaktadır. Bay Zhuminyi’nin geçen yıl Pekin-Yunnan (Jing-Dian) Ulusal Karayolunu dolaştığını ve yol boyunca 3 binden fazla şikâyet aldığını hatırlıyorum. Kısa bir süre önce Hubei Eyalet Hükümeti, Japonya’ya karşı savaş sırasında yolsuzluk yapan yetkilileri ortaya çıkardı ve Başkan Jiang kısa bir süre önce tüm eyaletlere yolsuzluk yapan yetkililerin ciddi şekilde cezalandırılması emrini verdi. Bu yolsuzluk kültürü, ülkemiz siyasetindeki en zehirli bürokratizmden sadece bir tanesidir. Ortadan kaldırılamadığı için 20 yılı aşkın süredir devam eden devrim yolsuzluğu büyük ölçüde azaltmıştır.
Bu sadece bir örnekti. Umuyoruz ki Milliyetçi Hükümet, başkenti taşıdıktan sonra daha devrimci bir ruh sergileyebilir ve siyaseti çözüp netleştirebilir. Devrimin gücünü ancak devrimci siyasetle sulayabiliriz. Uzun vadeli direniş savaşında onun desteğine ihtiyacımız var ve sonunda onsuz zafere ulaşılamaz. Topraklar her geçen gün daralıyor ve düşmanı öldürme arzusu her geçen gün artıyor. İç çelişkilerin her geçen gün ortadan kaldırılacağını ve birlik gücünün her geçen gün pekiştirileceğini umuyoruz. Tüm bunlarla birlikte, Milliyetçi Hükümetin başkenti taşıdıktan sonra ilerlemeye devam edeceğini ve kısa vadede ulusal gençleşmenin üssü olan Sichuan’dan15 başlayacağımızı umuyoruz.