Mesud Sadrmohammadİ Doktora Öğrencisi Tarih Bölümü, Hacettepe Üniversitesi
Tebriz doğumlu İranlı gazetecidir. İran'da farklı gazeteler ve ajanslarda Türkiye ve Avrasya haberleri ve analizleri üzerine çalışmıştır. Tahran Üniversitesi’nde Kafkasya ve Orta Asya Araştırmaları alanında yüksek lisans yapmış ve halihazırda, Ankara’da Hacettepe Üniversitesinde Tarih doktorası yapmaktadır. Osmanlı’nın son dönemi ve Ortadoğu’da siyasal ve kültürel ilişkiler konusunda çalışmalar yapmaktadır. E-mail: m.sadrmohammadi@gmail.com
Kemal Atatürk Yazar: Muhammed Muhammed Tevfik Mısırlı yazar ve bilge Çeviri: İsmail Firdevsi Ferahani Namey-i Irak Yayınları'ndan İkinci Baskı, Mart 1939 Erak Musevi Matbaası
“KEMAL ATATÜRK”. İRAN’DA, TÜRKİYE İsmail Firdevsi Ferahani ise onu Farsçaya çevi-
araştırmaları, Türk tarihi ve özellikle Atatürk’ün rerek, Atatürk’ün sağlığında Namey-i Irak isimli
dünyadaki karizmatik kişiliğinin anlaşılması günlük gazetede 16 ay boyunca tefrika etmiştir.
açısından önemli bir kitap. Nihayet kitabın baskısı, Atatürk’ün ölümün-
Kitap Atatürk hayattayken Mısırlı Muham- den tam 1 ay sonra Aralık 1938’de yapılmıştır.
med Muhammed Tevfik tarafından Kahire’de Elimizde İran’da Farsça yapılan ikinci baskısı-
El-Hilal dergisi tarafından yayımlanmış. İranlı nın nüshası olan kitapta ne yazık ki, Kahire’de
Arapça olarak kitabın ne zaman basıldığı, El Hilal dergisi ve Namey-i Irak gazetesinde hangi tarihler arasında tefrika edildiği bilgisine ulaşılamıyor. Ama kitaptaki anlatımdan çıkarılabildiği kadarıyla, Arapça baskısının 1930’lu yılların ortasında yapıldığı, İran’da Namey-i Irak gazetesinde de 1936 yılının ortasından Atatürk’ün ölümüne kadar yayımlandığı anlaşılmaktadır. İkinci baskının önsözünde yazıldığı üzere birkaç hafta içinde kitabın ilk baskısı bitmiş, Mart 1939’da yayınevi ikinci baskıyı yapmak zorunda kalmıştır. Atatürk’e övgülerle dolu 220 sayfalık kitapta onun kişisel ve düşünsel hayatı aktarılmakla be-
raber Abdülhamit dönemi sonrası Türkiye tarihi Mısırlı Yazarın Atatürk Tarifi
de dolaylı olarak anlatılıyor. Mısırlı Muhammed Muhammed Tevfik de ken-
İranlı Çevrimen: Kitabın Yayımlanması di kitabına yazdığı mukaddimede kitabın yazılış
İnsanlığa Hizmet amacının, Türkiye’nin sosyal ve siyasal tarihini
Çevirmen yazdığı önsözde Atatürk’ün dünya anlatmak değil sadece bir ressam gibi tarihin en
tarihindeki yerini dikkate alarak onun hayatını büyük şahsiyetlerinden birinin portresini çiz-
konu eden bir kitabın yazılmasını, çevrilmesini mek olduğunu söylüyor.
ve yayımlamasını aslında insanlık tarihine bir Yazar mukaddimesinin sonunda kitabın te-
hizmet olarak değerlendiriyor. lifinde ona oldukça yardım eden, Kurtuluş Sa-
Çevirmen, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra vaşı ve Türkiye’deki gelişmelerin detaylarını ona
Türkiye halkının durumunu ve Atatürk’ün rolü- anlatarak yardımcı olan Türklere minnettarlı-
nü şöyle anlatıyor: ğını bildiriyor ki, bu şahıslar arasında Mehmet
Akif Ersoy’un ismi de bulunmaktadır. “Osmanlı toprakları çok garip bir karı- Bu mukaddimeden sonra yazar kitabında şıklıktaydı ve her şey darmadağın edil- Atatürk’ün yüzünü ve vücut özelliklerini anlatmişti. Öyle ki hiçbir kurtuluş imkanı
gözükmüyordu. Ama bu arada Kemal makla başlatıyor:
Atatürk kendi gücü ile sonsuz mutsuz-
luk ve bedbahtlık perdesini yırtıp yeni “Çıkıntılı yüz kemikleri, uzun alın, sarı
bir dönemi başlattı. O, yorulmak bil- saç, kurt gibi mavi ve parlak gözler.
meyen çaba ve sadece tarihi dahilerde Bu gözlerden büyüklük, azamet, deha
bulunan güçlü iradesiyle kendi halkını ve büyü saçıyor. Sinirleri demirden
yok olmak tehlikesinden kurtardı ve ve iradesi kırılmazdır. Ruhu bazen bir
kendisi de bu azametin önderi oldu.” alev gibi bazen de bir buz gibidir. Ko-
nuşma tarzı erimiş demir gibi sert ve Enver Paşa ve
de korkunç ve bakış tarzı insanı ken- İttihat ve Terakki ile İlişkiler
dine tutan bir bakış. O, sanki demir ve Kitabın ilk bölümünde Atatürk’ün hayatı anlatılı-
alevlere hüküm sürmek için yaranmış- yor. Selanik’in durumu, Mustafa Kemal’in Harp
tır. Onun sabrı ihtiyat ve tedbir amaç- Okulu’na gitmesi, Abdülhamid’in siyasetleri, Vatan
lı, ama meydana girişi bir kıyamettir Cemiyeti’nin kurulması, Mustafa Kemal’in Şam’a
sanki. Yaşam ve ölüm meydanda onun sürgün edilmesi, sürgünden dönüşü, İstanbul ve
gözlerinde aynıdır… Kütüphanesinde Selanik’teki faaliyetleri, Meşrutiyet ilanı, Mustafa
de savaş sırasında pusuda oturuyor- Kemal’in Avrupa seyahati, İttihat ve Terakki döne-
muşcasına ciddi oturur. Halkını me- minde olan tedbirsizlikler bu bölümde ele alınmış
deniyete doğru çekiyor, nasıl ki savaş konular sırasındadır.
meydanında da önlerinde yürüdü. O, Bölümün devamında, Trablusgarp Savaşı ve
bu zıt durumların hepsinde bir salt taş Atatürk’ün o savaşta yaptıkları ile ilgili bilgiler bu-
gibi, bir sert çelik gibi katidir.” lunmaktadır. Yazar kitabın devamında, özellikle
Enver Paşa ve İttihat ve Terakki yetkililerinin özel-
Yazar kitabın devamında, Atatürk’ün hayatın- likle Balkan savaşları konusunda yaptıkları tedbir-
dan kesitler sunarak onun kişiliğinin özelliklerini sizlikleri eleştiriyor. Bilhassa Almanya ile olan ilişi-
anlatmaya çalışıyor. Atatürk’ün kendi anlatımları kiler ve Birinci Dünya Savaşı’na girme eylemi yazar
ve çevresinde bulunan kişilerden alıntı yaparak tarafından eleştiriliyor ve bu görüşünü, Atatürk’ün
onun Osmanlı Dönemi’nde bir subayken, Kurtuluş daha sonra dile getirdiği sözlerle destekliyor. Yazar,
Savaşı Dönemi’nde ve Cumhuriyet Dönemi ön- bu dönemi şöyle anlatıyor:
derlik devrinde yaşadığı olayları anlatılıyor.
Yazar, Atatürk’ü nitelerken şu cümleleri “Türkiye savaşa girdiğinde Mustafa Ke-
kullanmaktadır: mal Sofya’daydı. O, savaşa girmenin ve
Almanya’yla birlikte yürümenin yanlış
“Özgüvenlidir”, olduğunu defalarca uzun yazılarla İstan-
“…çaresizlik her kalbe girebilir, Musta- bul’da bulunan devlet adamlarına ilet-
fa Kemal’in kalbi hariç”, mişti. Ama o zamanki durumda onun
“…kararları kesin ve iradesi katidir”, görüşleri delicesine gözüküyordu. Her-
“…tüm dünya Wilson’un sözlerine halde o bir vatan evladı gibi savaşa katıl-
kandı ama Mustafa Kemal sadece is- mak ister…”
tihza ile dolu gülümsedi”,
“askeri metodunda yumuşaklık ve uz- Yazar kitabın devamında, Mustafa Kemal
laşmaya yer yok”. ile Enver Paşa arasında olan yazışmalara değinip,
uzunca Çanakkale Savaşı ve İngiltere’nin başarı-
Yazar giriş bölümünün sonunda, Atatürk’ün sızlıklarını anlatıyor. Sonrasında, Birinci Dünya
kişisel ve ahlaki özelliklerini anlattıktan sonra, Savaşı yıllarında Osmanlı cephelerinin durumu,
“tüm okurlarımıza bu büyük adamın hayatını ken- ülkenin iç siyasetindeki gelişmeler ve özellikle Ata-
dilerine model almalarını tavsiye ederiz” diyor. türk’ün cephelerde yaptıklarını anlatıyor.
“İnkılap Dışında Bir Çare Kalmamıştı” da yetinmiyor ve halka hitaben yayım-
ladığı açık mektupta, İstanbul yöneti- Kitabın “Cihat ve İstiklal” başlığı altında olan
ikinci bölümü Kurtuluş Savaşı’nı anlatmakta- mini seçimleri ertelemesinden ve Yu-
dır. Yazar, birkaç sayfada Dünya Savaşı sonrası nanların işgallerine sessiz kalmasından
Türkiye’nin durumunu anlattıktan sonra şöyle dolayı sertçe eleştiriyor. Bu mektup halk
devam ediyor: nezdinde çok etkili olmuş, kamuoyunu
siyah yarasaya (Sadrazam Damat Ferid Paşa) karşı tahrik etmiştir. Halk onun “İnkılâp dışında bir çare kalmamıştı azlini istiyordu. Bu Mustafa Kemal için ve böylece 20. yüzyılın mucizesi ger- Kongre’den sonra ikinci bir siyasi başaçekleşme arefesindeydi. Bazıları inrıydı ve onun dilini İstanbul karşısında kılapçıları istihza edip delilikle itham daha da sertleştiriyordu.” ediyorlardı. Damat Ferit Hükümeti her
şeyi Avrupalılara bırakmış, Halife ise Mustafa Kemal’in Demir İradesi
kendi sarayında oturmuş kaderin ne Yazar Atatürk’ün Ankara’ya gelişinden sonraki yazdığını bekliyordu. O, Osmanlı Devdurumu şöyle anlatmaktadır: leti’nde suyunun, havasının, yerinin ve
göğünün düşman işgalinde olduğu bir “Halife’nin güçleri ruh gücünden yok-
kentte sadece bir tahta razı oluyordu.” sunlardı ve her gün birlikleri milli
güçlere katılıyordu. Birkaç hafta içinde
Yazar kitabının devamında, Atatürk’ün onlar hepsi yok oldular, nasıl ki hak kar-
Milli Mücadele’yi başlatmasından bahsederek, şısında hep batıl yok olur. Tövbe eden
bu yolda onunla birlikte olan komutanlar ve hal- birlikler ağlayarak Mustafa Kemal’a ka-
kı överek, Atatürk’ün konuşmalarından alıntılar tılıyorlardı. Gençler, yaşlılar ve kadınlar yapıyor. Özellikle, Atatürk’ün halkı ve orduyu
seferber etme siyasetlerini anlatarak, Sivas ve ülkenin dört bir yanından Ankara’ya
Erzurum’daki gelişmeleri ele alıyor ve şöyle de- doğru akın ediyorlardı.”
vam ediyor: “Kadınlar ve kızlar kendi yörelerinden
“Mustafa Kemal hep mektuplar ve layi- Ankara’ya yemek ve kuru yiyecekler
halar yazmakla meşguldu. Sivas Şurası gönderiyorlardı. Askerlere hizmet edi-
tarafından saraya bir mektup yazarak yor, yemek yapıyor, giysi dikiyorlardı.
sarayın siyaset tarzına itiraz ediyor. O, Sonra onlar hatta askeri malzemelerin
bu mektubunda Halife’nin vatansever- taşradan Ankara’ya taşınmasına odak-
lere karşı aldığı tedbirleri eleştiriyor, landılar. Bu taşımalar dondurucu kış Kürtleri İngiliz denetiminde milli güçsoğuğunda bile devam ediyordu. Köylere karşı saldırıya geçirmesine itiraz
ediyor. Bir başka mektubunda, Damat lerden Ankara’ya Ankara’dan köylere
Ferit Paşa Hükümeti’nin görevden taşımalar devam ediyordu. Bunlar gece
alınmasını isteyerek onun Osmanlı ka- gündüz çalışıyor, nerede gece olsa gece-
vimleri arasında nasıl husumet ve nifak ler ve yağmur – kar yağışında üzerlerin-
tohumları ektiğini anlatıyor. O, bunlarla de kendilerini koruyacak hiçbir şeyleri
olmadan yine çalışmalara devam edi- masını detaylıca anlatıyor. O, Cumhuriyet Dö-
yorlardı. Bu kadınlar yolların, çöllerin, nemi muhalefet ve isyanlarını anlattıktan sonra
vadilerin ortasında kar ve yağmur al- Atatürk’ün iç siyasetle ilgili yürüttüğü politikaları
tında gece sabahlara kadar soğuklarda anlatıyor ve sonunda “Mustafa Kemal’in Ölmez
kalır ve sabahleyin yine çalışmalarına Ruhu” başlığı altında sosyal ve kültürel ıslahatları
devam ederlerdi. Bunlar sadece silah ta- ele alıyor. Özellikle, eğitim alanındaki faaliyetler
şımakla kalmayıp, kendi elleriyle tek ço- ve medeniyet simgeleri gibi değerlendirilen çalış-
cuklarını bile vatana kurban olmak için malar burada yazarın dikkatini çekiyor. O, özel-
cephelere gönderiyorlar. Ey şehit kızları, likle Türk Ordusu’na dikkat çekerek yazıyor:
ey şehit anneleri, sizin ödülünüzü sade- “Böyle bir orduyu sadece Türkiye’de ce Allah verebilir!” görmek mümkün olur. Osmanlı Dönemi’ndeki dağınık durum, bugün üniter “Mustafa Kemal bu ümit verici fakat ve tek odaklı bir yönetim halinde. Tür-
aynı zamanda zor durumda demir ira- kiye’nin bugünkü sınırları Atatürk’ün
desi ile önderlik yapıyor ve kendi ordu- milletini koruyan delinmez çelik kale
sunun demir ve alevle yetişmesini izli- halindedir. Savaş dahisi olan Mustafa
yordu. İlerde onları açlık ve zorlukların Kemal, A’dan Z’ye kadar ordusunu tek
oldukça fazla olduğu korkunç savaş tek biliyor. O savaş metotları ve aletle-
rini iyi tanıyor. İşte böylece demek olur bekliyordu.” ki, o savaş istidadı, ordu düzeniyle ülke-
“Ankara’nın Kurdu” nin menfaatlerine karşı çıkabilecek her-
kese karşı bir cehennem çağrıcısıdır!” Yazar ikinci bölümün devamında, çok detaylı ve
heyecanlı bir tarzda Sakarya Savaşı’nı ve sonra Yazar yer yer kitabında, Atatürk’ü “Anka-
Yunanların denize döküldüklerini anlatarak, ra’nın Kurdu” diye betimliyor. Kurt, Arap kültü-
Atatürk’ün önderlik dehası ve aynı zamanda ründe deha, zeka, cesaret ve korkusuzluk simge-
Türk halkı ve Kuvâ-yi Milliye’nin ona olan sada- si olmaktadır.
katinin üzerinde duruyor. Yazar kitabın sonunda, Türkiye’nin Cumhu-
Kitabın Cumhuriyet Dönemi’ni ele alan riyet Dönemi özelliklerine, bilhassa üretim ve gü-
üçüncü bölümü “Yeni Devran” başlığı altındadır. venliğin artmasına ve uluslararası alanda Türki-
Yazar bu bölümde, ilk önce saltanatın kal- ye’nin saygın bir ülke haline geldiğine değiniyor.
dırılması konusuna değinerek, sonrasında Lozan Bu yaklaşım tarzı, 1930’lu yıllardaki Tür-
müzakereleri ve anlaşması ve ondan sonra da kiye imajının dünyada özellikle de Ortadoğu’da
Cumhuriyet Dönemi’nde siyasi partilerin kurul- nasıl olduğunu gösteriyor.
